Kim Korkar Mülakattan? -I-

yazi_117Üniversitelerde ilk dönem biterken son sınıf öğrencilerini yavaş yavaş iş arama, daha alt sınıflardakileri ise bir staj yeri bulma telaşı sarar. Bu sürecin ilk aşaması etkili bir özgeçmiş hazırlamak diğeri ise kendinizi olası mülakatlara hazırlamaktır. İş ya da staj arayan kişi için teknik olarak bu iki sürecin birbiri ile yüksek korelasyona sahip olduğunu düşünüyorum. Diğer bir ifadeyle iyi bir CV yazmak ve iyi bir mülakat deneyimi yaşamak için yapmanız gerekenler benzer şeyler. Kendi tecrübelerimden çıkardığım sonuç şu ki bir iş başvuru sürecine hazırlık iki aşamadan oluşuyor. Bunlardan ilki ve önemlisi uzun vadeli hazırlanma diğeri ise kısa vadeli hazırlanma periyodu. Özgeçmiş hazırlama ile ilgili trendler ve beklentiler çok değişken olduğundan (yazılı özgeçmişler, sesli ve görüntülü CV’ler gibi) ve en başta da belirttiğim üzere CV hazırlama ve mülakata hazırlanma sürecinin yüksek bir korelasyona sahip olduğunu düşündüğümden bugün sizlere doğrudan mülakata hazırlanma süreci ile ilgili kendi tecrübelerimden yola çıkarak bazı ipuçları vereceğim. Bu ipuçları format ne şekilde olursa olsun özgeçmiş hazırlanması için de işinize yarayacaktır. Öncelikle uzun vadeli hazırlanma periyodu ile başlayalım. Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

ASELSAN İK Politikalarının Sürdürülebilirlik Performansına Etkisi

asels

Doğal kaynaklar, emek, sermaye ve girişimcilik. Bunlar üretim faktörleri ya da farklı bir ifade ile üretim yapılabilmesi için gerekli ana girdiler olarak temel iktisat derslerinin ilk konusudur. Zaman içinde doğal kaynakların gittikçe artan bir hızla tüketilmesi hem insan yaşamının hem de dünyamızın geleceği için ciddi endişeler oluşmasına neden olmuş, kalkınmayı sağlayacak ekonomik aktivitelerin devamlılığı bağlamında üretim faktörleri açısından tehlikeyi gözler önüne sermiştir.

1987 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından hazırlanan Brundtland Raporu sürdürülebilir kalkınma modeli ile bugünün ihtiyaçlarının gelecek nesillerin refahından ödün vermeden karşılanabileceğini belirtmiştir. 2000 yılında ise doğal kaynaklar üzerinden devam eden sürdürülebilirlik tartışmalarının kapsamı yeni bir tanımlama ile doğaya, evrensel insan haklarına, ekonomik adalete ve barış kültürüne saygıyı temel alacak şekilde genişletilmiştir. Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sadece İK Yapmayın

yazi_115Bundan yıllar önce dünyanın önde gelen danışmanlık şirketlerinin yönetim danışmanlarının birinden, ki şu anda kendisi de özlü sözler edebilecek kadar tecrübe edinmiş bir danışmandır, şöyle bir söz işitmiştim:

-Bizim bir partner var, sürekli olarak ‘I don’t want consultants who do consulting’ der.

Doğal olarak o zaman bu sözün anlamını tam olarak kavrayamamış ve kendisine şöyle sormuştum:

-Danışmanlık yapmayıp ne yapacakmışsınız?

Cevap şu şekilde olmuştu:

-Müşteriden haberimizin olmasını istiyor. ‘Bilgisayarının başında rapor yazan, çözüm üretmeye çalışan bir danışman olmayın. Müşteriye yakın olun, dinleyin, anlayın ve ona göre çözüm bulun. Böyle olmazsanız müşteriyi anlayamaz ve sorunlarını çözemezsiniz.’ diyor. Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Sürdürülebilirlik Faaliyetleri Kapsamında Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projeleri

yazi_114İşletmeler, devlet ve sivil toplum arasındaki etkileşimde

  • Devlet yasama gücü ile kural koyma ve koyduğu kuralların uygulamasını kontrol etme rolünü
  • İşletmeler rekabet ve işbirliği süreçleri ile pazarda zenginlik (wealth) yaratılmasını
  • Sivil toplum ise kolektif eylem ve katılım ile toplumun yapılandırılması ve şekillendirilmesini

üstlenmiştir. Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İK Okumaları: Sineklerin Tanrısı

yazi_113Muzaffer Şerif 1906’da İzmir’de doğan ve 1988 yılında Amerika’da vefat eden dünyaca ünlü bir sosyal psikolog. Gruplar arası çatışma üzerine yaptığı çalışmaları ve Robbers Cave Deneyi ile yarattığı gerçekçi çatışma ortamı sosyal psikoloji dünyasına yaptığı önemli katkılardan sadece birkaçı.

Deney, 1954 yılının yaz aylarında Robbers Cave Milli Parkı’nın ortasında tasarlanan bir ortamda 12 yaşında, aynı sosyal sınıftan ve benzeri ailevi geçmişe sahip çocuklardan oluşan iki ayrı grubun önce kendi grup normlarını oluşturmasına izin verilmesi ile başlıyor. Daha sonra rekabet içeren ve kazanana ödüllerin verildiği bir düzende bir araya getirilen bu iki grup arasında çok ciddi bir çatışma ortamının oluştuğu gözleniyor. Sonrasında iki grubun ortak çalışmasını gerekli kılan, kazanan ya da kaybedenin olmadığı koşullar yaratıldığında ise birbirine düşman grupların dostane ilişkiler kurabildiği görülüyor. Okumaya devam et

Genel, İK Okumaları içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Buz Dağının Görünen Parçası: Çalışan Bağlılığı. Ya Görünmeyen Parçalar?

yazi_112Hasta olduğumuzda, vücudumuz ağrı, ateş, burun akması gibi belirtiler (semptomlar) ile yaşadığımız soruna ilişkin ipuçları gönderir. Çoğu zaman sadece semptomların giderilmesine yönelik tedaviler ile yola devam eder bizi gerçekten hasta eden şeyin ne olduğunun tanımlanmasına yeteri kadar önem vermeyiz. Bu durumda da hastalığımızı tam olarak iyileştiremez ve akut olarak başlayan sorunlarımızı farkında olmadan kronik hale getiririz. Son zamanlarda, iş yaşamında  özellikle de çeşitlenen insan kaynakları sorunlarına aynı bakış açısı ile yaklaştığımızı ve sorunların kökenine inmeden semptomları tedavi etmeye çalıştığımızı hissediyorum. Bende bu hissiyatı uyandıran konulardan biri de çalışan bağlılığı (employee engagament). Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kimse Önüme Çıkmasın! Akıştayım

yazi_110‘Wired in’. Facebook’un kuruluş hikayesini anlatan Social Network filminin onlarca sahnesinde duyduğumuz bir ifade. Bu ifadeyi duyduğumuz her sahnenin özneleri, dünya ile bağlarını koparmış, bilgisayardan gözlerini ayırmadan saatlerce kod yazan insanlar. Bir de bu insanlara yaklaşmayan ve yaklaşmaya niyetlenen herkese ‘he is wired in’ diyen diğerleri. Neydi peki bu hal? Bir tür derin konsantrasyon ve odaklanma hali. Ya da Mihaly Csikszentmihalyi’nin psikoloji literatürüne kazandırdığı ‘akış’ hali. Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın