Hayat hassas bir denge üzerine kurulu. Terazinin kefelerinden biri ağır bastığında bozulan dengenin neyi etkileyeceği ve ne gibi sonuçlar doğuracağını anlamak bazı durumlarda çok güç. İş hayatı için de aynı şeyler geçerli. Sürdürülebilirlik olgusu da zaten bu dengenin tüm paydaşların yararına olacak şekilde korunmasını amaçlamıyor mu? Hal böyleyken konu İnsan Kaynaklarının yönetimine geldiğinde de bir dengenin sağlanması zorunlu oluyor. Peki İK söz konusu olduğunda terazinin kefelerine neleri koymamız gerekiyor? Okumaya devam et
-
Yazılanlar
Ne Aramıştınız?
Popüler Yazılar & Sayfalar
Uzun zamanlar önce, tarlaların birinde bir eşek, ot yer yaşarmış. Arada bir anırır, tarladakilerin kulaklarını ağrıtırmış. Ama değmeyin neşesine, öyle neşeli, öyle kendinden eminmiş ki… Fakat bir gün hayatından memnun olmadığına karar vermiş. Anırdığı zaman tarladaki herkes kulaklarını kapatıyor, o sussun diye önüne ot koyuyorlarmış. Ne yapmalı da bu sesi düzene sokmalı diye düşünüp duruyormuş…O sırada bir çekirge atlamış önünden, öyle de güzel sesi varmış ki, bayılmış bizim eşek. O ötmüş, bizimki anırmış. Bakmış olmuyor, çekirgeye doğru eğilmiş. “Çekirge kardeş af edersin” demiş. Çekirge bakmış ona: “Söyle bakalım!”. “Ben de sizin gibi ötmek isterim, acaba ne yapmalıyım?” Çekirge şaşırmış, “Ne bileyim, ben doğduğumdan beri hep böyle öterim”. “Peki ne yiyip içersiniz?” diye sormuş eşek. “Belki sizin yediklerinizi yer, içtiklerinizi içersem, sesim size benzer ha!”Çekirge bir hoplamış, iki zıplamış. “Biz çiçeklerin üstündeki çiğlerden yeriz sadece. Yani çiçeklerin üstündeki sulardan içeriz”O günden sonra sadece çiçeklerin üzerindeki sulardan içmiş bizim eşek; lakin kısa bir zaman sonra da açlıktan ölmüş tabiî ki.
Yeni bir işkolu ve kazanç kaynağı yaratmak… Hali hazırda var olan karlı işinizi optimize etmek… Birbirinden temelde farklı iki yönetimsel zorluk. Bugünün liderleri için gerçek sorun ise bu iki farklı konuyu aynı anda yönetmek.
Zaman kesintili değildir. Süreklilik gösteren bir akış içinde ilerler.
İnsan Kaynakları Yönetimi de zaman içinde diğer tüm yönetim sistemlerine benzer bir evrim geçirdi. Öncelikle ölçülebilir sonuçlar ile başladık ve uzunca bir süre bu sonuçlar üzerine kafa yorduk. Sonrasında bu sonuçların sadece buzdağının görünen kısmı olduğuna karar vererek daha derine inmeye niyetlendik. Burada karşımıza ilk çıkan ise istenen ölçülebilir sonuçları doğuran davranışlar oldu. Kişilerin davranışlarını değiştirmeye çalıştığımız uzun bir dönemden sonra bu davranışlara neden olan ve daha derinde yatan bir şeyler olabileceğini düşündük. Yolumuz bu sefer değerlerle kesişti. Değerlerle beraber inançlarımız, varsayımlarımız ve zihinsel modellerimiz hayatımıza girdi.
Bir ucunda örgüt kültürünün şekillendirilmesi gibi büyük projelerin yer aldığı diğer ucunda ise herhangi bir operasyonel süreçteki işleyişin yenilenmesine gibi küçük faaliyetlerin bulunduğu geniş bir spektrumda değişim ve değişimin yönetimi her zaman gündemimizde olan bir olgu. Ek olarak değişimi yönetmek Dave Ulrich’in 15 yıldan uzun bir süredir İK Yetkinlik modelinde de yer alan temel yetkinliklerden biri. Bu yetkinliği geliştirmenin ilk aşaması ise pratik olarak değişim yönetimi nasıl yapılır, nereden başlanır ve nasıl yol alınır sorularını sistematik bakış açısı ile cevaplayabilmek için önerilen modelleri öğrenmek.
Blog yazmanın en güzel yanı şüphesiz sizin yazma heyecanınız ile içinde okuma ve araştırma merakını taşıyan birilerinin heyecanının kesiştiği anlardır. 2017 yılında 34 yazı ile yaşadığım bu heyecan 8.192 kez nazmibosca.com adresini tıklayan 3.588 kişinin heyecanı ile kesişti.
O kadar çok gelecekten bahsediyoruz ki… Gündemimiz robotlardan, yapay zekadan, akıllı makinalardan oluşuyor. Gündemin bu anlaşılmazlığı ve gayri insaniliği içinde İK’cılar olarak mesleğimizin geleceğini nelerin beklediğine dair de kafa yormaya çabalıyoruz. Şunu özellikle belirtmek isterim ki ‘kafa yormuyoruz’ sadece ‘çabalıyoruz’ çünkü merkezinde insan olan mesleğimizin odağından insanı çıkartıyoruz. Bu düşünceme çok doğal olarak katılanlar da katılmayanlar da olacaktır. Beni böyle düşünmeye iten şey son zamanlarda birçok farklı kişiden dinlediğim içinde insan olmayan gelecek öngörüleri.
6 Aralık 2017 Çarşamba günü PERYÖN İç Anadolu Şubesi’nin bu yıl 18. Kez düzenlediği İnsan Yönetimi Kongresi’ndeydim. Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki bir etkinliği 18 yıl boyunca her sene hem de artan kalite ve özenle gerçekleştirmek kolay bir iş değil. PERYÖN İç Anadolu Şubesi’nin tüm yöneticilerine ve gönüllülerine teşekkür ederek başlamak sanırım en doğrusu olacaktır.
As you remember I had started to look for answers to the following question: