İK’yı Dengelemek

yazi_102Hayat hassas bir denge üzerine kurulu. Terazinin kefelerinden biri ağır bastığında bozulan dengenin neyi etkileyeceği ve ne gibi sonuçlar doğuracağını anlamak bazı durumlarda çok güç. İş hayatı için de aynı şeyler geçerli. Sürdürülebilirlik olgusu da zaten bu dengenin tüm paydaşların yararına olacak şekilde korunmasını amaçlamıyor mu? Hal böyleyken konu İnsan Kaynaklarının yönetimine geldiğinde de bir dengenin sağlanması zorunlu oluyor. Peki İK söz konusu olduğunda terazinin kefelerine neleri koymamız gerekiyor?

John Storey 1989 yılındaki bir yazısında İK’nın katı ve hassas iki yönüne işaret ediyor. İK’nın katı yönü diğer tüm ekonomik faktörlerin yönetiminde olduğu gibi İK yönetiminin sayısal, hesaplamaya dayalı stratejik yönünü vurguluyor. Diğer tarafta yer alan hassas yönü ise İK yönetiminin temelinde yer alan ve kökleri insan ilişkileri okuluna dayanan iletişim, motivasyon ve liderlik boyutunu vurguluyor.

1997 yılına gelindiğinde Tom Keenoy İK yönetiminin katı ve hassas olan iki yönünün birbirini tamamladığını ve birbirini dışlayan ayrışmış iki kutup olmadığını belirtiyor. Başka bir deyişle İK yönetiminin stratejik ve insani boyutlarının dengeli bir şekilde ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu tartışma her ne kadar 20 yıl öncesine dayansa da hala İK’nın kendisine dengeli bir yönetim anlayışı bulamadığına inanıyorum. Yakın zamanda iki yönetim gurusu arasında yaşanan tartışmadan ve Avrupa’nın önde gelen bir İK profesyonelinin 2018’e dair görüşlerinden, belirttiğim bu tartışmanın çok da eskimediğini düşünüyorum.

Dave Ulrich’in İK’nın stratejik ortak olması yönündeki çağrısını takip eden birçok İK lideri yönetim masasında bir yer bulmak amacıyla İK yönetiminin katı tarafına olması gereken dengeyi bozacak şekilde odaklandılar. Ve durum öyle bir noktaya geldi ki 2014 yılında Ram Charan İK’yı ikiye bölmeyi ve bir bölümünü CFO’ya raporlar hale getirmeyi önerdi. Hem de Harvard Business Review’da. Sonrasında Dave Ulrich, Ram Charan’a yazdığı mektubunda İK’nın hassas tarafa odaklanarak nasıl stratejik değer yaratacağına dair her İK’cının okuması gereken bir cevap yayınladı.

Ancak anlaşılan o ki henüz denge tam manasıyla bulunmuş değil. HR Trends Institute kurucusu ve Avrupa’nın en önemli İK profesyonellerinden olan Tom Haak 2018 yılının İK trendlerinin ilk sırasına bu konuyu yerleştirdi.

Tom Haak, sadece patronu memnun etmekten vazgeçip çalışana yaklaşmaya başlamanın, çalışanların istek, ihtiyaç ve kabiliyetlerine kulak vermenin vaktinin geldiğini belirtiyor.

Öyle görünüyor ki önümüzdeki dönemde daha hassas İK’cılar olacağız.

Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s